Yemek Yedirmek!!!
- elifipek2
- 27 May 2020
- 2 dakikada okunur
Yedi, yemedi... En büyük sorunsal. Buyrun, ipuçları...

Gebelik döneminde anneler kendilerini çocuğun gelişimine katkıda bulunmak için hazırlarlar ve beslenmelerine dikkat ederler. Bu süreç bebek dünyaya geldikten sonra, emzirme döneminde de devam eder. Bebekten fiziksel olarak büyümesi ve gelişmesi beklenir. Her ay düzenli olarak boy ve kilo ölçümleri yapılır. Bebeğin bağımsız olarak oturması, ayakta durması, yürümesi süreci takip edilir.
Fiziksel gelişim başta olmak üzere dil gelişimi ve zihinsel gelişimi de aileler tarafından takip edilir. Sosyal ve duygusal gelişimden dönüt almak aynı dönemde güç olduğu için, sanki tüm gelişim alanları fiziksel gelişim ve dil gelişimiymiş gibi algılanır ve aile bu yönde hareket eder. Bu algı ise yeme sorunlarının oluşmasına zemin oluşturur.
Oysa ki fiziksel gelişim, 5 gelişim alanının yalnızca biridir. Aileler çocuğun her besin grubundan yeterli olarak beslenmesini isterler.
Unutulmamalıdır ki; çocuğun da tercihleri, ağız tadı, istekleri vardır. Çocuğun isteklerini uygun şekilde aktaramadığını ve ailenin tüm odak noktasının büyüme ve fiziksel olarak gelişme yönünde olduğunu da göz önünde bulunduracak olursak, aile çocuğu beslemeye başlar. Fakat çocuk yeterli olmasa da kendi beslenebilir olgunluğa ulaşmıştır. Ne kadar yiyeceğine çocuk adına karar vermek ise aile ile çocuk arasında çatışmalara neden olur. Çocuk üzerinde baskı kurar.
Ailenin yemek zamanlarına 'acaba yiyecek mi?','yemek yedirebilecek miyiz?' tedirginliği ile yaklaşmasına neden olur, çocuk için katlanılacak bir durum haline gelir. Çocuk ise, hala bu davranışlardan rahatsız olduğunu aktaramayacak olgunlukta olduğundan davranışı reddetmek yerine yemeği reddetmeye başlar. Çocuğun yanında yemek problemi olduğu konuşulur veya çocuğa davranışlar, mimikler ile hissettirilir.
Çocuk artık ailesinin, kendisini yemek yeme problemi olan bir birey olarak tanımlaması üzerine bu tanıma uygun davranır.

Ona her doğruyu ve yanlışı öğreten, kendine ve yaşama dair tüm tanımları öğrendiği ailesinin bu tanımını da koşulsuz olarak kabul eder. Aile, çocuğuna yemek yeme problemini hediye etmiş olur.
Bu sürece en başından dur demek, çocuğu bir birey olarak görmek gerekir. Çocuğun tercihleri vardır. Sevdiği tatları yemek, yiyeceği yemeğin miktarına karar vermek hakkıdır. Aile 'yeter ki beslensin' yaklaşımı ile alternatif yemekler sunar, TV karşısında ya da oyun oynarken besleme yapılır ise bu sıkıntılı durum pekişir. Çocuk yemeği araç olarak kullanarak ailesi üzerindeki yaptırma gücünü kavramaya çalışır.
Ailenin dikkati yemekte iken, çocuğun dikkati davranıştadır.
Yemek yemek her birey için olağan bir ihtiyaçtır. Çocuğun yemek yapma ve sofra kurma sürecine mümkün olduğunca dahil olması, yemek masasında bir yerinin olması, tabağının, kaşığının olması, herkes beslenirken onun da kendini beslemesi sağlanmalıdır.
Aksi düşünüldüğünde çocuk, yemeğini bırakıp kendisini besleyen ebeveynleri gördüğünde yemeğini yemek yerine başka şeyler yapmak gerektiğini öğrenir. Aileyi taklit ederek bebeğini, evcil hayvanı veya anne babayı beslemeye çalışabilir.
Bununla birlikte çocuk kendisini tam olarak besleyemeyeceği için masadaki herkese servis yapılırken, 'tabağındakini bitirmen için sana yardım edeyim, sırada ... yemeği var' gibi açıklamalar yaparak, çocuğun kaşığını değil elini tutarak, aktif olarak yemeğini bitirmesine yardımcı olunmalıdır.







Yorumlar